You are here

Anlat

cocolata kullanıcısının resmi
Submitted by cocolata on Pzt, 07/27/2009 - 14:41

“Anlat hikâye derman olsun! Anlat, canlara merhem olsun “  demiş Mevlana ben bundan yola çıkarak yazıyorum, yazdıkça yazmak istiyor canım derman bulana kadar yazıyorum. Sayfalar dile geliyor isyan ediyor kimi saatlerde aldırmıyorum, duymuyorum seslerini. Takatin bitiyor, nefesin kesiliyor, elin tutmaz oluyor o vakit canın merhemini buluyor işte. Öyle durup dururken de yazamıyorsun gelmesini bekliyorsun belki günlerce, senelerce… Gelmesini beklemek… Orada olduğunu bildiğin bir şeyin sana gelmesini beklemek yaran oluyor başlıyorsun dermanını aramaya çünkü biliyorsun Rabbim dermansız dert vermez kuluna.

Dert… Hangimizin hayatında yok ki nefes gibi ciğerlerimizde, ölüm gibi ensemizde kiminin sevdiği, kiminin rengi. Jackson ve hayatı, yaptıkları, yapmak istemeyip yaptırıldıkları, çocukluğu veya gençliği, orta yaşları ya da ölümü değil bahsedeceğim sadece dert’i: Rengi.

Zamanın bir devrinde çok önemli olan ve hala devam eden dünya derdi olmuştu onun derdi. Renk idi, siyahtı, beyaz olmak varken siyah olmaktı derdi. Etrafındakilere özendi belki senelerce. Sesinin dinlenebilmesi için renk olması gerekiyordu notalarda o böyle hissediyor, hissettiriliyordu belki de. Siyah ve beyaz renkten bile sayılmıyor ki; göremiyor mu insanlık bunu. Bu kadar mı kör?

Hepimiz beyaz ve siyahız aslında bütün renkleri barındırıyoruz demiştim bir arkadaşıma  “Hangisi olacağımıza karar verirken yanlışlık yapıyoruz, hazmedemiyoruz hepsini barındırmayı; ya kırmızı güzel geliyor ya da mavi” demişti. Seçmek, ayrım yapmak elimizdeymiş gibi; sen Sen’sin başkası değil daha dünyaya gelmeden belli hangi renge boyanacağın neyin kavgasını ediyorsun? Etme!

Gülümsemen, öfken, merhametin hep aynı sen göremiyorsun. Hadi dönüp rengine bir bak siyan mısın beyaz mı, göremiyorsan çalış, çabala; değiştirmek istiyorsan yine de içindeki rengi değiştirmekle başla işe. Göremiyorsan kendini, uğraş, hadi!

Beyazda da göremezsin siyahta da, başka renk seçtikçe. Gördükçe bedenini hayran kalırsın, uzaklaşırsın kendinden, onun eline verirsin ipleri ya bir kuyu dibinde ya da kor ateşlerin içinde bulursun kendini. Ne gündüzün beyazı kurtarır seni ne gecenin siyahı, çoktan bahşetmişsindir elindekileri.

Mevlana ile başlamıştım söze onunla bitiriyorum yine: “Allah’a sığınırım, bu bir hikâye değildir. Kendine gel! Bu bizim ve senin halinin kendisidir. Dikkat et!”

Kategori:

Yorumlar

MaviDuvar kullanıcısının resmi

offff ya super, doyurucu bir yazi olmus, okurken tekrar tekrar ayni cumleleri okudum - gozumde canlandirdim, ve muhtesem bi yazi olmus - ruhumun her notasina deydi - en guzel sekilde dile getirildi :) emegine, yuregine, klawyene saglik :) paylasim icin tskkler

Sayfalar

Bunu Görmüş müydün?: Lost 4. Sezon Başlamış